Dünyanın en kötü endüstriyel felaketi

Bhopal gaz ile ilgili görsel sonucu

Source

küçük Hint şehrinin parlak yeni mağazaları ve muhteşem göllerinden çok uzak olmayan terk edilmiş bir karbür fabrikası. Burada, bir ramshackle binasında, bilinmeyen kimyasalların beyaz kalıntısıyla kabuklu yüzlerce kırık kahverengi şişe var. Başka birinin aşınan iskeletinin altında, güneşin altında cıva parıltısı düşer. Sitenin uzak köşesinde, şirketin zehirli atık dökümü, hasta yeşil bir yosunla örtülüdür. 15 feet uzakta değil, yaklaşık 6’lık bir scrawny çocuğu bir kriket oyununa katılmaya çalışır. Birkaç sıska inek büyük, karanlık bir su birikintisinin yanında otlar. Zeminde mayınları yırtılmış plastik torbalar, sararmış Gazeteler, lekeli kağıt bardaklar vardır. Ve havada, klorlu hidrokarbonların keskin dumanları.

3 Aralık 1984’te, fabrikadan 40 ton zehirli gaz püskürdü ve Boğazları, Gözleri ve bu duvarların dışındaki binlerce insanın hayatını yaktı. Dünyanın en ölümcül endüstriyel felaketi. Kısa bir süre için, Bhopal gaz trajedisi, bilindiği gibi, çok uluslu şirketlerin ve hükümetlerin öngörülemez felaketler olduğunda nasıl cevap vermesi gerektiği konusunda acil sorular gündeme getirdi. Ancak, dünyanın dikkatinin bir yıldan biraz daha sonra Çernobil nükleer kazasına kayması uzun sürmedi.

On yıllar sonra, New Jersey, Missouri, Ohio’daki diğer birçok endüstriyel atık alanı temizlendi. Ancak Bhopal’daki bu 70 dönümlük alan, riotous jungle basil dışında çoğunlukla değişmeden kaldı. Union Carbide Corporation (UCC); eski Hint yan kuruluşu; mevcut sahibi, DowDuPont; madya Pradesh devlet Hükümeti; ve merkezi Hint hükümeti tüm buck geçmek sonsuz bir oyun oynamıştır. Bu maskaralık devam ederken ve insanlar Bhopal’ın trajedisini 1984’te korkunç bir gece olarak düşünmeye devam ederken, site hala yüzlerce ton kirlenmiş atık barındırıyor. Bhopal felaket, aslında, hala ortaya çıkıyor.

Bhopal gaz ile ilgili görsel sonucu

Source

 İnsanlar, İngiltere’deki bubonik veba sırasında olduğu gibi, Bhopal’daki küçük bir gecekondu olan Annu Nagar’daki birkaç kapı işaretlenmemiş olarak hastalık barındıran her kapıya kırmızı bir haç boyayacak olsaydı. Munni bi’nin iki oğlunun evleri her biri bir haç sergileyecekti-yatağının arkasındaki evde Bushra, 14 yaşındaki torunu, “oldukça doğru değil”ve” gözleri acıyor.”Caddenin karşısında, torunu Anees, yanmış ve gevşek ve yararsız yatıyordu bacaklarda baktı deri ile doğdu; o beş yıl önce 4 yaşında öldü, asla bir kelime konuşulan. Üç yıl önce, Munni bı mesane kanseri teşhisi kondu, bu bölümlerde yaygın bir şikayet. Geçen yılın Mart ayında blisteringly sıcak bir günde onu ziyaret ettiğimde, kanseri geçici olarak kontrol altındadır, ancak uyluklarındaki diyabetik yaralar onu yatakta tutar, burada az şey yapabilir ama hala yalan söyleyebilir, kadere karşı savaşabilir ve ıssızlığı araştırır.

Munni bi o gün bana” hepsi su yüzünden ” dedi. “Zehir içmemizi sağladılar.”

Annu Nagar, yeraltı suyunun yaklaşık 20 yıldır klorlu çözücülerin toksik seviyelerini içerdiği bilinen 22 topluluktan biridir. Altı yıl önce, eylemcilerin acımasız çabalarına yanıt veren Hint Yüksek Mahkemesi, Narmada Nehri’nden temiz su getiren boruları kurmasını emretti. Ancak bazı evlere gelen borular kanalizasyonlardan geçiyor ve yağmurlu günlerde pislik ve dışkı temiz su ile karışıyor. Bu arada, her muson yağmuru bu zehirli suları daha uzağa taşıyor olabilir. En son anket, suyun kirlendiği 20 topluluk daha olduğunu göstermektedir. Bu yılın Mart ayında, Yargıtay, şehrin bu alanlara da temiz su sağladığını ve tüm şehir için kanalizasyon ve drenaj ağlarını döşemek için bir proje üstlenilmesini emretti.

Source

Hayabusa 2 Hedefe Ulaştı

Ryugu

Uzay, uçsuz bucaksız büyüklüğe sahip ve bir o kadar da görkemli bir yer. Bu yüzden birçok ülke ve kuruluş gözünü uzaya çevirmiş durumda. Japonya da bu ülkelerden bir tanesi.  Japon uzay aracı Hayabusa 2 hedefine ulaştı. Japon uzay aracının hedefi elmas şekline benzeyen bir asteroid. Dönen bir topaca da benzetilebilir. Japonların incelmek istediği asteroidin ismi Ryugu. Asteroidleri yakından incelemek için  Ryugu’den dünyaya taş ve toprak örnekleri getirme amacı güdülüyor. Asteroidin dış kışmı uzayda bulunan birçok aşındırıcı etkene maruz kalmış durumda. Şu anda asteroid stabil olmayan bir hızda hareket ediyor ve dönüyor. Uzay gemisi Asteroide göre aynı hızda olmalı ve sürekli olarak Asteroidin aynı konumunda durmalı. Bu yüzden bir asteroid’den örnek almak havada yakıt ikmali yapmak gibi düşünülebilir. Öncelikle patlayıcılar kullanılarak Asteroid’in yüzeyinde bir krater oluşturması hedefleniyor. Daha  sonra bu krater sayesinde yüzeyin altından numune alınabilecek. Uzay gemisi patlatma işlemini güvenli bir şekilde gerçekleştirdikten sonra krater yüzeyine inecek ve örnek alabilecek.

Hayabusa 2

Bilim insanları, Güneş sisteminin kökenlerini ve evrim hakkında bilgiler elde edebilmek için asteroidleri incelemek istemektedir. Bunun en büyük sebebi Asteroidlerin çok uzun süredir etrafta olması. Asteroidler aslında 4.6 Milyar yıl önce Güneş sistemimizin oluşundan arta kalan yapı malzeleleridir, diyebiliriz. Bunun dışında düyadaki yaşamın başlaması için gerekli olan kimyasal bileşenleri de bulundurabileceği düşünülmektedir. Asteroidler Su, organik bileşikler ve değerli metaller içerirler. Görevin amacı bunlardan hangilerinin bulunduğu ve ne miktarda bulunduğunu öğrenip analiz etmek. Değerli metaller birkaç şirketi Asteroid madenciliğinin fizibilitesini kontrol etmeye yani uygulanabilirliğini kontrol etmeye itti.

MASCOT

Dr Yoshikawa Ryugu’nun şeklinin beklenmedik olduğunu belirtti. Bu tür asteroidlerin her üç-dört saatte bir devrini tamamladıklarını, hızlı dönme eğilimi gösterdiklerini söyledi. Fakat Ryuku dönme süresi normale göre daha uzun. Ryuku kendi etrafında yaklaşık 7.5 saatte dönüyor. Hayabusa 2, dünyadan yaklaşık 290 milyon km uzaklığında bulunan ve 900 metre genişliğine sahip asteroidi yaklaşık bir buçuk yıldır yakından inceliyor. Asteroidin yüzeyi uzayın hırçın şartları yüzünden yıpranmış durumda. Bu yüzden Hayabusa 2 projesi için çalışan bilim insanları mümkün olduğunda bu tahrip edici etkilerden uzak bir yerden örnek almayı hedefliyor. Hayabusa 2’nin tahmini olarak 2020’de dünyaya dönmesi bekleniyor. 2019 da Ryuku’dan ayrılcak  ve rotasını dünya’ya dndürecek. Hayabusa 1 Uzay aracı 2003 yılında fırlatıldı ve 2005 yılında Itokawa’ya ulaştı.

Tarihteki 7 Büyük Deprem

Deprem ile ilgili görsel sonucu

Source  

Depremlerin nasıl oluştuğu hakkındaki bilgiyi ilk okuldaki fen bilgisi dersinden öğrenmiştik. Hemen kısacık hatırlatayım.  plakalardan oluşan yer kabuğu aslında akışkan ve çok sıcak bir sıvının (Lav) üzerinde yüzüyor. İşte bu plakaların birleştiği veya kırıldığı yerlerdeki sıkışma uzaklaşma gibi hareketlerinin oluşturduğu yüksek enerjinin yeryüzüne ulaşması ile depremler oluşuyor. Fay hattı dediğimiz yerlerdeki bu hareketler yüzünden depremler oluşabiliyor.

Resim

Source

Bu plakaların yeryüzünü adeta sarsması yüzünden oluşan, bizim duyabileceğimizden çok daha düşük olanlar yerkürenin tümünde her gün milyonlarca kez oluşuyor. Bu deprem şiddetini ölçüm aleti olan sismografın telinin çok küçük hareketlere neden olsa da insan tarafından hissedilemeyecek boyutlarda. Bu sarsıntılar fay hatlarının bazı kısımlarında oluşan hareketlilik nedeniyle haraketlenip yeryüzünü sarsıtacak depremlere dönüşebiliyor. Bazı depremler özellikle çarpık kentleşme, doğal afet bilinçsizliği, binaların dayanıksız yapılması ve bunun gibi birçok neden yüzünden yüzbinlerce insanın hayatını yitirmesine neden olabiliyor.  İşte bu büyük depremlerden kayıtlara geçmiş en ölümcül 9 depremi yazıma konuk edeceğim.

 

ABD, 18 Nisan 1906. Amerika’da görülen en ölümcül deprem olan California’daki San Andreas Fayına yaklaşık 400 km uzaklığında 7.9 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Bu depremle alakalı depremin oluştuğu fayın adını( San Andreas ) adında, 2015 yılında yapılmış bir film dahi hatırlıyorum.Deprem yüzünden 3 binden fazla kişi yaşamını yitirdi.  San Francisco kentindeki patlayan gaz boruları ve çöken kimyasal tesisler  yüzünden; kentin büyük bir kısmı alevler içerisinde kaldı.

İRAN, 26 Aralık 2003. Bam kentinde oluşan 6.6 büyüklüğündeki  deprem yüzünden 30 bin kişi hayatını kaybetti. Kentin %60’ı yıkıldı ve bütün binalar hasar gördü. Oluşan bu deprem, can kaybı sayısı nedeniyle ülke tarihine geçti.

MEKSİKA, 19 Eylül 1985. Ülkenin Pasifik kıyılarında meydana gelen 8.2 büyüklüğündeki deprep, Meksika’nın Başketi Mexico City’i adeta harabeye çevirdi. Yüzlere bina harabeye döndü ve kentteki 21 katlı çelik destekli bir bina çöktü. Resmi rakamlar 9 bin kişini yaşamını yitirdiğini söylese de 35 bin kişinin öldüğü tahmin ediliyor. Depremin yanında 3 metralik tsunami dalgalarının yarattığı yıkıcı etkiyi de unutmamak gerek.

PERU, 31 mayıs 1970, Casma ve Chimbote sahil kasabalarının yakınında oluşan 7.9 şiddetindeki depremin oluşturduğu yıkıcı etki sebebiyle dağlar yerinden oynadı. Birçok yerleşim yeri Cordillera Blanca Dağından gelen çamur, taş ve buz çığınının altında kaldı. Deprem sebebiyle 70 bin kişi hayatını kaybetti.

ENDONEZYA, 26 Aralık 2004. Sumatra adası açıklarında oluştuğu gözlenen tamı tamına 9.1 büyüklüğündeki deprenin neden olduğu dev tsunami 11 Asya ülkesinde 225 bin kişinin yaşamını yitirmesine yol açtı. Deprem nedeniyle evleri zarar gören milyonlarca insan evsiz kaldı. 9.1 Büyüklüğündeki depremin ortaya çıkarttığı enerjinin büyüklüğü hiroşima da atılan atom bombasınının yaydığı enerjiden tamı tamına 1500 kat güçlü olduğu tahmin ediliyor.

tangsan depremi ile ilgili görsel sonucu

Source

2. Numara

ÇİN, 28 Temmuz 1976. Sanayi kenti Tangshan’ı vuran 7.5 büyüklüğündeki deprem daha ilk anda 255 bin kişinin ölümüne yol açtı. Ancak çok sayıda sismolojist açıklanan ölü sayının gerçeği yansıtmadığı; ölü sayısının 655 bin’e yakın olduğu belirtti. 7.5 büyüklüğündeki deprem nedeniyle 800 bine yakın kişinin de yaralandığı bilinmektedir.

1976 Tangsan cin Depremi

Source

1.Numara 

Çin, 23 Ocak 1556. Dünyada şu ana kadar kayıt edilmiş en ölümcül deprem olan Shensi(Şensi) vilayetinden meydana geldi. Kayıtlara göre 830 binden fazla insan yaşamını yitirdi. Özellikle dağlarda bulunan doğal mağaralarda yaşayan çok sayıda insan toprak altında kaldı. O yıllarda sismograf bulunmadığı için depremin şiddeti bilinemese de 9 ve daha üzeri şiddette bir depremin bu denli bir felakete yol açabileceği düşünülüyor.

san andreas fayı ile ilgili görsel sonucu

Source

Gördüğünüz gibi; canlıların yaşaması ve üremesi için var olduğunu düşündüğümüz doğa bazen bize savaş açabiliyor. Doğal afetler de bunlardan bir tanesi. Bu yazımda bu kadar depremi ve ölü sayısı söylememin sebebi doğanın halen bizden daha güçlü olduğudur. Atom bombasından 1500 kat güçlü olan atom bombası da buna bir örnek. Bu doğal felaketlere karşı yapmamız gerekenler ise basit. Önlem almak. Dikkat ettiyseniz depremin şiddeti ölüm sayısında birincil etken değil. Binaların yapısı ve altyapı yetersizliği daha ölümcül bir sorun. Bu yüzden doğanın hep bizim tarafımızda kalması için çaba göstermeli, bir doğal afet oluştuğunda başımıza gelebilecekleri bilmeliyiz.

Bireysel Silahlanma

Article Image

Dünya üzerinde yaklaşık 1 Milyar silah bulunuyor. Bu kadar silahın yaklaşı 857 milyonluk kısmı hatta fazlası sivillerin elinde bulunuyor. Geriye kalan ve sadece 133 milyon silah yetkili askeri güçlerin elinde bulunuyor. Bu sonuçlar beni gerçekten şaşırttı. Bu sayınında sadece 23 milyon tanesi de polis ve benzeri kolluk kuvvetleri tarafından kullanılıyor. Bu sayının bu kadar büyük çıkmasında en önemli ülke ise Amerika. Amerikada bireysel silahlanma çok ileri durumda. Amerikada 393 milyon tane çeşitli hafif silah bulunmakta. Ağır silahlar ise zaten sadece ülkelerin kontrolünde bulundurulabiliyor. Çoğu ülkede sivilleri roket atar gibi ağır silahları kullanması yasak. Small Arms Survey’in yaptığı araştırmalara göre; bu araştırmalar dünya genelinde değerlendirildiğinde çok dengesiz bir yayılım görmek mümkün. Buna ek olarak Kullanılan silahların sadece %12’si devlete kayıtlı olarak bulundurulmakta.

Guns per 100 people

Burada tekrar ilginizi Amerika’ya çekmek isterim. Önceden de söylediğim gibi Amerikada 393 milyon silah bulunmakta. Bu silahların ise neredeyse tamamı kayıt dışı silahlar. Sadece 1 milyon kayıtlı silah bulunmakta. Ordu da ise 4.5 milyon polis ve kolluk kuvvetlerinde ise yaklaşık 1  milyon silah bulunmakta. En şaşırtıcı olan konuya değinecek olursam her 100 kişiye düşen silah miktarı 120 civarında. Yanlış yazmadım, evet. İnsan sayısından yaklaşık %20 daha fazla silah bulunmakta.

Bu konuda Türkiye’yi ele alırsak yaklaşık 13 Miyon ateşli silah bulunmakta ve bu sayının da yaklaşık 10 Milyon’u kayıtsız olarak bulunmakta. Ordumuzun hizmetinde yaklaşık 620 bin tane hafif silah bulunmakta. Polisimizin elinde ise 1.4 Milyon tane silah bulunmakta. Kişi başına düşen silah miktarı ise sadece 100 kişide sadece 16. Amerika ile kıyasladığımızda oldukça düşük ve sadece dememin esas sebebidir.

Gun buying trends

Amerika’daki Bireysel Silahlanma Durumu Nedir?

Small Arms Survey’in araştırma raporlarına göre Amerikadaki silah’a sahip olma oranının her yıl %4,16 lık bir büyüme gösterdiği belirtiliyor. Amerika’nın 2004 yılında saldırı silahları yasağına geçmesinden bu yana bulundurulan silahlar daha çok tabanca ve tüfeklere doğru kaymakta. Veriler tüm silah alımlarının %13’ünün yarı otomatik tüfek olduğunu söylüyor. Bu silahların çoğunluğunu diğer bir değişle %42’sinin AR-15 ve M-16 gibi silahlar oluşturuyor. Yaklaşık 14 Milyon insan bu yarı otomatik tüfekleri avlanma ve eğlence için kullandığı biliniyor.

Source